Kur’ân kursu talebesine promosyondan eğitimi destekleyici ve teşvik edici hediyeler alınabilir mi?
Kur’ân kursu talebesine promosyondan eğitimi destekleyici ve teşvik edici hediyeler alınabilir mi?
Şırnak ilinde sözleşmeli imam hatip olarak kırsal bir bölgede görev yapmaktayım. Kendim köyde kurs açmış olup haftada 4 gün 16 saat Kur’ân dersim var. 53 adet öğrencim var. Anaokulundan ortaokul son sınıfa kadar değişen bir skaladalar. Elif-bâ’yı öğreniyorlar ve Kur’ân’a geçenler var. Eşime Ziraat Bankası’ndan verilmiş bir promosyon parası var. Belli bir sûreyi/duayı ezberlemelerine karşılık hediye vaadi sonucu hediyeyi promosyon parasından temin etmek caiz midir? Aynı şekilde Kur’ân kursumun fiziki şartlarını iyileştirmek ders masaları ve sandalyeler alabilir miyim?
URL Kopyala
Talebelere “Sureyi ezberlediğin için sana bu hediyeyi aldım” dediğinizde, o para üzerinden kendinize bir “hediye veren, teşvik eden, ödül dağıtan” konumu biçmiş olursunuz. Bu durum, haram paradan dolaylı yoldan manevi itibar devşirmek anlamına gelir ki bu uygun görülmmez. Talebelere verdiğiniz ödül sözünü kendi helal ve tertemiz malınızdan karşılamanız; hem talebenin emeğine, hem de Kur’ân’ın şerefine en uygun olanıdır. Kursun fiziki şartlarını iyileştirmek (masa, sandalye, dekorasyon), hayati bir mesele değil, bir kültürel/eğitimsel gelişim ihtiyacıdır. Bu parayla bizzat masa veya sandalye seçip kursa koymak, o para üzerinde bir “yönetici/malik” iradesi sergilemektir. Bu paranın temizlenme yolu, onu hiçbir yönlendirme yapmadan tamamen mülkiyetten çıkarmaktır. Eğer bu para kurs için kullanılacaksa, sadece kursun hayati devamlılığını sağlayan (fatura ödemesi, temizlik gibi tüketilip giden) giderlerde kullanılması veya doğrudan hiçbir şart koşulmaksızın borç batağındaki birine ya da temel gıdaya erişemeyen bir fakire “istediği gibi harcaması” için devredilmesi gerekir. Bu parayı, “Ben hayır yapıyorum” duygusuna kapılmadan ve seçimi tamamen karşı tarafa bırakarak; yoksul olan veya ağır borç yükü altındaki birine, kendi temel ihtiyaçlarını görmesi için teslim etmelidir. Bu şekilde yaparak, hem “zayıfın hakkını korumuş” hem de kendinizi “harama malik olma” yükünden tam bir teslimiyetle kurtarmış olursunuz.

