Menü

Yıllık aidat ile bir otomobil kulübüne üye olup çekici ve yol yardımından faydalanmak caiz mi?

40 görüntülemeSigorta ve Tazminat
0 Yorum

Yıllık aidat ile bir otomobil kulübüne üye olup çekici ve yol yardımından faydalanmak caiz mi?

Yıllık üyelik ücreti ödenen ve kaza veya arıza durumunda aracın ücretsiz çekildiği ve yol yardımı alınan bir otomobil kulübüne (örneğin ADAC) üye olmak uygun mu?

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi

URL Kopyala
0

İslam hukukunda (fıkıh), Alman Otomobil Kulübü (ADAC) gibi yıllık sabit bir aidat karşılığında yol yardımı, ücretsiz çekici, yedek araç ve teknik destek sağlayan sistemlere üyelik konusu çağdaş fıkıh alimleri ve fetva kurulları tarafından detaylıca ele alınmıştır. ​Bu tür üyeliklerin caiz görülmemesinin (veya ticari sigorta kapsamında değerlendirilerek mesafeli durulmasının) bazı temel fıkhi nedenleri vardır. ​Fıkıhta akitlerin (sözleşmelerin) geçerli olabilmesi için karşılıklı işlemlerin açık ve belirli olması esastır. ​Otomobil kulübü üyeliğinde, ödenen yıllık miktar (aidat) belirlidir. ​Ancak üyenin o yıl içinde kaç kez yolda kalacağı, çekiciye ihtiyaç duyup duymayacağı veya kurumun yapacağı harcamanın boyutu tamamen belirsizdir. ​Üye yıl boyunca hiç arıza yapmayıp sıfır hizmet de alabilir; ya da ödediği aidatın çok üzerinde on binlerce liralık/euroluk çekici ve yol yardım hizmeti de alabilir. İslam hukukunda bu tür ödenen para ile alınan hizmet arasındaki yüksek belirsizlik garar (zararla sonuçlanabilecek belirsizlik) olarak kabul edilir ve akdi sakatlar. ​Otomobil kulübü üyelikleri, çalışma mantığı bakımından ticari sigorta (sigorta akdi) ile aynı prensibe dayanır. ​Kumar/maysir yasağının temelinde; bir tarafın az bir meblağ vererek şansa/ihtimale dayalı olarak çok büyük bir kazanç elde etme arzusu ya da hiçbir şey alamayarak parasını kaybetmesi yatar. ​İslam hukukçularına göre, “Aracım bozulursa az bir aidatla büyük bir çekici masrafından kurtulurum, bozulmazsa param boşa gider” kurgusu, ticari sigortalardaki gibi şansa dayalı risk satın alma unsuru içerdiği için kaza/arıza riskini ticari bir nesne haline getirir. ​Fıkıhta ivazlı (karşılıklı parasal) işlemlerde takas edilen değerlerin denkliği veya açıkça belirlenmiş bir iş/hizmet akdine dayanması şarttır. Üyenin ödediği para ile aldığı hizmet tutarı eşitsiz olduğunda, taraflardan biri hak ettiğinden fazlasını veya hiçbir karşılık almadan diğerinin parasını almış olur. Bu durum, ivazlı akitlerde faiz (riba) veya “batıl yolla başkasının malını yemek” (akd-i muavaza ilkesine aykırılık) kapsamına sokulmaktadır.

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi
0
Cevap yaz..