Trafikte yapılan hangi hatalar İslam hukukuna göre kul hakkına girer?
Trafikte yapılan hangi hatalar İslam hukukuna göre kul hakkına girer?
Örneğin seyir halinde arabanın açık kalan kapısını kapatmak için durmak ve arkadakilerin beklemesine sebep olmak hakka girer mi?
URL Kopyala
İslam hukukçuları, kamu düzenini ve fertlerin haklarını korumak amacıyla konulan trafik kurallarına uymayı, dinen gerekli bir sorumluluk olarak görmektedirler. Bu kurallara uymamak, başkalarının hakkını ihlal etme potansiyeli taşıdığı taktirde kul hakkına girmek olarak değerlendirilir. İslam’ın temel amaçlarından (zarûrât-ı hamse) biri canın ve malın korunmasıdır. Trafik kazaları sonucunda meydana gelen can kayıpları, yaralanmalar ve maddi hasarlar doğrudan en büyük kul hakkı ihlallerindendir. Peygamber’imizin (s.a.s.) “Zarar yoktur, zarara karşılık zarar vermek de yoktur” (Lâ darara ve lâ dırâr) hadisi, her türlü zararı yasaklar. Trafikteki kural ihlalleri sonucu başkalarına verilen maddi ve manevi zararlar kul hakkını doğurur. Trafikte bir hatadan dolayı bir zarara yol açan kişinin, dünyada bu zararı gidermesi (maddi tazminat/diyet) ve helallik istemesi gerekir. Aksi takdirde, ahirete kul hakkıyla gitmiş olur ki, bu hakkın af yetkisi hak sahiplerine aittir. Bu haklardan bazıları şunlardır: Özellikle hız limitlerini aşmak, hatalı sollama yapmak, alkollü/uyuşturucu madde alarak araç kullanmak gibi kural ihlalleri sonucu ölüme, yaralanmaya veya maddi hasara neden olmak en ağır kul haklarındandır. Engelli rampasına, kaldırıma, yaya geçidine veya başkalarının araçlarını çıkaracağı yerlere park ederek onların geçiş hakkını veya zamanını gasp etmek. Yüksek sesli egzoz, gereksiz korna çalmak veya araçtan çevreye çöp atmak suretiyle başkalarının huzurunu, sağlığını ve çevreyi kirletme hakkını ihlal etmek. Yayalara yol vermemek, yaya yollarına araçla girmek. Kurallara aykırı davranışlarla (örneğin sıkışık trafikte şerit değiştirmek, emniyet şeridini kullanmak) başkalarının beklemesine ve zaman kaybetmesine neden olmak.
Sizin verdiğiniz örnekteki gibi bir durumda, kapının açık kalması bir dikkatsizlik veya hatadır. Bu hatayı gidermek için seyir halindeyken aniden veya uygunsuz bir yerde durmak, arkanızdaki trafiği tehlikeye atma ve onların zamanını çalma potansiyeli taşır. Eğer bu duruş, trafikte ciddi bir tehlikeye, kazaya veya uzun süreli/lüzumsuz bir beklemeye sebep olduysa, kul hakkı ihlali söz konusu olabilir. Çünkü siz, kendi kişisel hatanızı düzeltmek için başkalarının hakkına (emniyet, zaman) tecavüz etmiş oluyorsunuz. Ancak, bu duruşunuz güvenli bir yerde, trafik akışını çok az etkileyecek şekilde ve zorunlu bir sebepten (açık kalan kapının düşme/kopma tehlikesi, içerideki bir eşyanın yola saçılma tehlikesi vb.) kaynaklanıyorsa, ihlal daha hafif değerlendirilebilir. Sonuç; İslami ölçüt, bir kişinin kendi hatası veya ihmali nedeniyle başkasına maddi, manevi, can veya mal güvenliği açısından bir zarar vermesi veya haksız yere zamanını gasp etmesi durumunda kul hakkının doğmasıdır. Bu tür bir durumda, trafik akışını kesintiye uğratmak ve başkalarının beklemesine neden olmak, onların zaman hakkını ihlal ettiği için kural olarak kul hakkına girer. Bu nedenle, hatanızı gidermeden önce güvenli ve trafik akışını etkilemeyecek bir noktada durmaya özen göstermek, bu hakkı korumanın en doğru yoludur. Trafikteki hatalarınızdan dolayı hakkına girdiğiniz kişilere (özellikle zaman gaspı, kısa süreli rahatsızlık gibi manevi haklar için) birebir ulaşma imkanınız yoksa, onlar adına fakirlere tasaddukta bulunmak ve onlar için dua etmek kul hakkını telafi etmenin en uygun ve geçerli yoludur. Ancak bu, bir garanti değildir; Allah’ın (c.c.) merhametine sığınarak yapılan bir çabadır. Asıl mesele, ahirette Cenâb-ı Hakk’ın, hak sahibi ile sizin aranıza girip, sadakanızı kabul etmesi ve hak sahibinin rızasını almasıdır.

