Can tehlikesi sebebiyle kötülüğe engel olmamak caiz midir?
Can tehlikesi sebebiyle kötülüğe engel olmamak caiz midir?
Toplumda gördüğümüz kötü bir şey için karşı tarafı uyarma konusunda bize zarar verme endişesi varsa susmak caiz olur mu?
URL Kopyala
Bu konu, İslam hukukunda “Emr-i bi’l-Ma’rûf ve Nehy-i ani’l-Münker” (İyiliği emretmek ve Kötülükten sakındırmak) ilkesi altında incelenir ve kişinin can, mal veya namus güvenliğini tehlikeye atma riski olduğunda farklı bir boyut kazanır. Özetle, zarar görme endişesiyle susmak, İslam hukukuna göre caiz (izinli) hatta bazen gerekli olabilir. İslam hukukunun temel amaçlarından biri zararı gidermektir (def-i mefâsid). Bu ilke, kişisel güvenliği korumayı emr-i bi’l-ma’rûf görevinden öncelikli hale getirebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kötülüğü engelleme konusunda temel prensibi şöyle açıklamıştır: ”Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin (engellesin). Eğer buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin (uyarsın). Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin (kötü görsün). Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim) Bu hadis, kötülüğü gidermenin üç aşamalı olduğunu gösterir. Ancak burada kilit nokta, “gücü yetmezse” ifadesidir.İslam Hukukunda “Zarar giderilir” (el-dararu yüzâl) ve “Zarar ve zararla karşılık vermek yoktur” (Lâ darara ve lâ dırâra) gibi temel kaideler vardır.
Bu kaideler, kişinin kendi hayatını, sağlığını veya malını korumasını emr-i bi’l-ma’rûf yapmaktan daha öncelikli hale getirir. Eğer bir kişi, bir kötülüğü engellemek veya uyarmak istediğinde, canına, malına veya namusuna ciddi ve kesin bir zarar geleceğinden korkuyorsa, susması caizdir, yani ruhsattır (izin verilmiş bir davranıştır). Kötülüğü menetme farzı, kişinin kendini tehlikeye atma mecburiyetini getirmez. Kişinin canını koruması da önemli bir farzdır. Alimler, diliyle uyarmaktan korkan (kendisine zarar gelmesinden çekinen) kişinin susmasının caiz olduğunu belirtirler, zira nefsi korumak dinin temel hedeflerindendir (zaruriyyât-ı hamse). Eğer kişi eliyle veya diliyle kötülüğü engelleyemiyorsa, hadisin son basamağı devreye girer: Kişinin susması caiz olsa bile, o kötülüğe kalbiyle kesinlikle razı olmaması, o kötülüğü kötü olarak görmeye devam etmesi imanın gereğidir. Hangi tehlike olursa olsun, bir Müslüman’ın gördüğü günahı kalben inkâr etmesi ve ondan nefret etmesi yükümlülüğü asla kalkmaz. Bu, imanın en alt sınırıdır.

