Bunalıma giren birinin isyan olmayacak şekilde ağlaması hangi şartlarda caiz olur?
Bunalıma giren birinin isyan olmayacak şekilde ağlaması hangi şartlarda caiz olur?
Hayız hallerinden dolayı duygusallaşma nedeniyle veya manevi sıkıntılardan dolayı bağırmadan ağlamak caiz mi?
URL Kopyala
İslam inancına göre insanın üzülmesi, kederlenmesi ve bu duygunun bir sonucu olarak ağlaması son derece insani ve fıtri (doğal) bir durumdur. İslam, duyguları bastırmayı değil, onları doğru bir mecrada yaşamayı öğütler. Bunalıma giren veya ağır bir imtihandan geçen birinin ağlamasının “isyan” sayılmaması ve caiz olması için bazı önemli hususlar vardır. İslam hukukunda ve sünnette, gözyaşı dökerek sessizce ağlamak sadece caiz değil, aynı zamanda bir rahmet belirtisi olarak görülür. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), oğlu İbrahim vefat ettiğinde gözyaşı dökmüş, bunu yadırgayanlara ise: “Göz ağlar, kalp mahzun olur; fakat biz Rabbimizin razı olmayacağı hiçbir söz söylemeyiz” buyurmuştur. Ağlamayı meşruiyet dairesinden çıkaran temel unsur, bağırıp çağırmak, üstünü başını yırtmak veya kendini dövmek gibi aşırı tepkilerdir. Cahiliye adetlerine benzeyen bu tür davranışlar (niyâha), kişinin kadere olan rızasını zedelediği için hoş karşılanmaz. Ağlarken kurulan cümleler, fiilin “boşalma” mı yoksa “isyan” mı olduğunu belirler. ”Neden benim başıma geldi?” “Allah beni unuttu mu?” “Bu kadarı da haksızlık!” gibi kaderi tenkit eden ve Allah’ın adaletini sorgulayan ifadeler kullanılmadığı sürece, sadece acıdan dolayı dökülen yaşlar günah değildir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yakub (a.s.), oğlu Yusuf için gözlerini kaybedecek kadar ağlamıştır. Ancak onun bu durumu şu ayetle açıklanır: ”Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah’a arz ederim.” (Yusuf Suresi, 86) Yani kul, insanlara şikayet etmek için değil, acısını Allah Teâlâ ile paylaşıp O’ndan yardım istemek için ağlıyorsa bu bir teslimiyet göstergesidir.

