Kur’an hafızlarının şefaati hak mıdır, konu hakkında hadis var mıdır?
Kur’an hafızlarının şefaati hak mıdır, konu hakkında hadis var mıdır?
Bir kimse hafız olduğunda -ahkamı ile de amel ederse- Allah Teâlâ’da izin verdiği takdirde günahkar olan yakınlarına şefaatçi olabilir mi? İlgili hadisler bunu nasıl ifade eder?
URL Kopyala
İslam alimleri ve muhaddislerin çoğunluğuna göre bir kimse Kur’an-ı Kerim’i ezberler, onu unutmaz, helalini helal kabul edip haramından kaçınarak hükümleriyle amel ederse, Allah Teâlâ’nın izni ve rızasıyla günahkar akrabalarına şefaat edebilir. Bu hususu doğrudan açıklayan ve İslam literatüründe sıklıkla nakledilen bazı temel hadis-i şerifler şunlardır:
A) Hazreti Ali’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ”Kim Kur’an’ı okur, onu ezberler, helalini helal, haramını haram kabul ederse (hükümleriyle amel ederse), Allah onu cennete koyar ve ailesinden cehenneme girmeyi hak etmiş ten (10) kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 13; İbn Mâce, Mukaddime 16; Ahmed b. Hanbel, Musned, I/148)
Hadisin Şerhi ve İncelenmesi:
Hadis-i şerifte şefaatin ilk şartı sadece ezberlemek (lafzı korumak) değil, Kur’an’ın helal ve haram saydığı sınırlara riayet etmektir. “Cehenneme girmeyi hak etmiş” ifadesiyle kastolunanlar, imansız gidenler (kâfirler) değil, günah-ı kebair (büyük günah) işleyip tövbe etmeden vefat etmiş mümin yakınlarıdır. Çünkü kâfirlere şefaat edilmesi ayetlerle kesin olarak yasaklanmıştır (Mü’minûn, 23/101; Müddessir, 74/48).
B) Hafızın anne ve babasına yönelik şefaat/ikram mahiyetindeki bir diğer meşhur hadis ise Büreyde (r.a.) kanalıyla nakledilmiştir: ”Kim Kur’an’ı okur, öğrenir ve onunla amel ederse, kıyamet gününde anne ve babasına nurdan bir taç giydirilir. O tacın ışığı güneşin ışığından daha güzeldir. Anne ve babasına ayrıca dünya değerlerinin yetmeyeceği iki kat elbise giydirilir. Onlar: ‘Bu bize ne karşılığında giydirildi?’ diye sorarlar. ‘Evladınızın Kur’an’ı alıp öğrenmesi (ve onunla amel etmesi) sebebiyle’ denilir.” (Hâkim, el-Müstedrek, I/756; Tergîb ve’t-Terhîb, II/351)
Hadislerin Sıhhati ve Fıkhi Çerçeve
Hadis Ricali Açısından: Birinci hadisin (Tirmizî ve İbn Mâce’deki 10 kişiye şefaat rivayeti) senedinde birtakım zayıflıklar bulunduğu bazı hadis münekkitlerince ifade edilmişse de; Kur’an-ı Kerim’in şefaatçi olacağına (“O, sahibine şefaat eder” – Müslim, Müsâfirîn 252) dair sahih hadislerin varlığı ve Fezâil-i A’mâl (amellerin faziletleri) hususunda zayıf hadisle amel edilebileceği kuralı sebebiyle İslam alimleri bu müjdeyi kabul etmişlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği üzere (“O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?” – Bakara, 2/255), şefaat kendi kendine kullanılan otomatik bir yetki değildir. Hafız olan kişi sadece bir “vesile”dir; kimin hakkında şefaat edilip kabul olunacağına yalnız Allah Teâlâ karar verir ve Şefaat Allahın izniyle geçerli olur. Ayrıca şefaat olunacak yakınların en azından iman ile ahirete irtihal etmiş olmaları şarttır. İmansız giden kimseye peygamber bile olsa şefaat edemez.

