Menü

EMR-İ Bİ’L-MA’RUF NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER yapmak için şartlar var mı?

65 görüntülemeAhlak ve Sosyal İlişkiler
0 Yorum

EMR-İ Bİ’L-MA’RUF NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER yapmak için şartlar var mı?

EMR-İ Bİ’L-MA’RUF NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER  yapmak için şartlar var mıdır, kadınlar için sınırları var mıdır, hoca olmayanların yapması caiz mi?

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi

URL Kopyala
0

Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker (iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak), İslam dininin temel esaslarından ve her Müslümanın üzerine derecesine göre sorumluluk yükleyen önemli bir görevdir. ​Bu görevin ifasında belirli şartlar, ehliyet durumları ve kadınlara özel sınır/ölçüler bulunmaktadır. İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmek sadece din adamlarının, hocaların veya alimlerin tekelinde olan bir vazife değildir. Ancak burada görev ve sorumluluk bilgi seviyesine göre derecelendirilir. Dinin herkes tarafından bilinen net ve kesin emirleri/yasakları konusunda her Müslüman emr-i bi’l-ma’ruf yapabilir. Örneğin; namaz kılmayı hatırlatmak, dürüstlüğü tavsiye etmek, yalanı, gıybeti, hırsızlığı veya alkol kullanımını vazgeçirmeye çalışmak için “hoca” olmak şart değildir. Fakat ictihadi, ince detay içeren, fıkhi ihtilafların bulunduğu veya derin ilim gerektiren konularda ise yalnızca konunun uzmanı olan alimler ve hocalar söz söyleyebilir. İlim sahibi olmayan kişilerin bu detay konulara girmesi “kaş yapayım derken göz çıkarmak” gibi daha büyük zararlara yol açar. Nasihat eden kişinin, emrettiği şeyin gerçekten “ma’ruf” (dinî ve ahlaki bir iyilik), yasakladığı şeyin de gerçekten “münker” (haram/günah) olduğunu kesin olarak bilmesi gerekir. Şahsi görüşler veya şüpheler üzerinden müdahale edilemez. Mahremiyeti ihlal etmek, tecessüs yapmak (insanların gizli hallerini ve kusurlarını araştırmak) dinen haramdır. Müdahale ancak herkesin gözü önünde, açıktan işlenen münkerlere yapılır. Yapılacak uyarının, var olan kötülükten daha büyük bir kötülüğe, kavgaya, bölünmeye veya zarara yol açmayacağından emin olunmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’ya (a.s.) Firavun’a giderken bile “Leyyin (yumuşak) bir söz söyleyin” (Tâhâ, 44) buyrulmuştur. Sertlik, rencide etme ve insanları toplum içinde küçük düşürme tarzı yöntemler nehy-i münkerin mantığına aykırıdır. ​Kadınlar da dinen emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker yapmakla mükelleftir. Nitekim Tevbe Suresi 71. ayette: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar…” buyrulmaktadır. ​Ancak kadınların bu görevi yaparken dikkat etmesi gereken özel mahremiyet ve edep sınırları şunlardır. Kadının öncelikli emr-i bi’l-ma’ruf alanı kendi ailesi, çocukları, akrabaları ve hemcinsleridir (kadın çevresidir). Kadınların kadınlara yönelik tebliğ ve irşad faaliyetleri son derece kıymetli ve teşvik edilmiştir. ​Eğer ortam kamuya açık, resmi veya genel bir meclis ise, vakar ve iffetini koruyarak hakkı ve doğruyu ifade edebilir (Nitekim Hz. Ömer döneminde bir kadının mehir konusunda halifeye toplum içinde itiraz edip doğrusunu hatırlatması bunun fıkhi örneğidir). Özetle; Hoca olmayan bir kimse de bildiği, emin olduğu temel konularda tatlı dille iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırabilir. Kadınlar da bu görevi kendi sosyal çevrelerinde ve mahremiyet ölçülerine riayet ederek ifa ederler.

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi
0
Cevap yaz..