Menü

Telefonla kur bağlayıp sonrasında teslimat yapmak suretiyle sarf akdi caiz midir?

35 görüntülemeFaiz
0 Yorum

Telefonla kur bağlayıp sonrasında teslimat yapmak suretiyle sarf akdi caiz midir?

Döviz bürosuyla telefon üzerinden kur üzerinde anlaşıyoruz ve daha sonra buluşup bedelleri aynı anda değiştiriyoruz. Bu gecikmeden eğer vade faizi oluşuyorsa bu akitler sonucu alınan bedeller haram para mı olur?

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi

URL Kopyala
0

İslam hukukunda döviz alışverişi (farklı para birimlerinin takası), “Sarf Akdi” olarak adlandırılır. Bu akit, faiz (riba) riskinin en yüksek olduğu alanlardan biri kabul edildiği için çok sıkı kurallara bağlanmıştır. ​Bahsettiğiniz işlemleri (fiziki teslim olmadan kur bağlama ve gecikmeli teslimat) muasır alimlerin geneli tarafından caiz görülmez. ​Döviz işlemlerinde en temel kural, her iki para biriminin de “aynı mecliste (mekanda) ve derhal” el değiştirmesidir. Buna fıkıhta ”hakiki kabz” (teslim alma) denir. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Altın altınla, gümüş gümüşle… misli misline, elden ele (yed-bi-yed) satılır. Cinsler değişirse (altınla gümüş, yani dolarla TL gibi), elden ele olması şartıyla istediğiniz gibi (az, çok) satın.” (Müslim, Müsakat, 81) Telefonla “kuru bağladığınızda” ancak parayı daha sonra bankadan veya elden gönderdiğinizde, arada bir zaman boşluğu oluşur. Para teslim edilene kadar geçen sürede, teslim edilmeyen para “borç” hükmüne girer. Paranın para ile değişiminde vadeli işlem (nesie ribası) kesinlikle haramdır. Şayet kur bağlama olmaz fakat döviz bürosuyla bir araya geldiğinizde, taraflardan biri paranın tamamını teslim etmeden o meclisten (masadan) ayrılırsa, teslim edilmeyen kısım için yapılan akit geçersiz olur. Eğer teslimat aynı anda hiç yapılmamışsa, yapılan ticaret “fâsid” bir akit olur. Bu şekilde yapılan işlemden elde edilen kar “habis” (kirli) kazançtır.

Çözüm yolu: Altın veya dövizin sipariş yoluyla satışında riayet edilmesi gereken en önemli husus bu alışverişin başlangıç itibariyle sarf olmayıp vaad olduğunun kabul edilmesidir. Buna göre sipariş verilen bedelin nitelikleri net olarak belirlenmeli ve vaat olması sebebiyle taraflar vaadinden hukuken vaz geçebilmelidir. Ancak satıcının mağdur edilmemesi prensibi gereğince; ”vaad bağlayıcıdır ve haksız bir gerekçeyle cayma hakkı söz konusu değildir” içtihadı ile hareket edilmesi doğrusu olur. Neticede ifade edilen şartlara riayet ederek satıcı sipariş verilen altını veya dövizi teslim esnasında, bedelini o anki kur üzerinden belirler, müşteri de bedelini öder ve teslim alır ve satış o anda gerçekleşir. Bu şekilde yapılan sipariş, altın ve döviz alışverişinde olması gereken ideal bir sipariş şeklidir ve caizdir. Günümüzde kuyumcuların sipariş altın veya döviz satım şekillerinden ikincisini teşkil eden uygulama da budur. Dolayısıyla altın siparişlerinde kurun sabitlenerek bedellerden birinin veya her ikisinin daha sonra teslimi kesinlikle caiz değildir. Çünkü bu şekilde olursa bu işlemin vaat olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Şayet sipariş edilen altın veya dövizin kuru telefonla önden sabitlenirse bu işlem sarf vaadi olmaktan çıkar ve vadeli bir sarf akdi olarak mün‘akid olur ki bu da vade faizi olacağı için caiz olmaz.

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi
0
Cevap yaz..