Menü

Sahipsiz çocukları yetiştirme yurduna vermek caiz mi?

46 görüntülemeAile İlişkileri
0 Yorum

Sahipsiz çocukları yetiştirme yurduna vermek caiz mi?

Ebeveynleri tarafından terk edilen küçük çocukların, velileri (dede vb.) tarafından yetiştirme yurduna verilmesi caiz midir?

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi

URL Kopyala
0

Fıkhî açıdan, ebeveynleri tarafından terk edilmiş küçük bir çocuğun, velayet hakkına sahip bir yakını (dedesi) tarafından yetiştirme yurduna verilmesi caiz olmakla birlikte, en son çare olmalıdır. ​İslam hukuku, yetim ve korunmaya muhtaç çocukların bakımını ve yetiştirilmesini öncelikle aile üyelerine ve yakın akrabalara yükler. ​İslâm hukukunda, bir çocuğun bakımı (hidane) ve maddî ihtiyaçlarının karşılanması (nafaka) yükümlülüğü bir sıra ile belirlenmiştir. Nafaka yükümlülüğü öncelikle babaya aittir. Baba yoksa veya yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa, bu sorumluluk üst soya ve diğer yakın mahrem akrabalara geçer. Dedeler, üst soy (usûl) akrabası oldukları için, fıkhen torunlarına karşı nafaka ve velayet yetkisi sıralamasında önemli bir yere sahiptirler. İmkanı elverişli olan dede, babanın yokluğunda veya ihmalinde bakım ve nafaka yükümlüsü olur. Velâyetin (çocuğun kişisel işlerini yönetme yetkisi) temel amacı, çocuğun kişiliğinin ve çıkarlarının korunması, her yönden yetiştirilmesi ve terbiyesidir.​Ebeveynlerin terk etmesi durumunda, dede (babanın babası) ikinci dereceden veli konumuna yükselir. Bu, imkanı olan dedenin torununa bakmakla, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğu anlamına gelir. Kur’an ve Sünnet, yetimlerin (babası vefat eden) ve kimsesizlerin aile ortamında ve akrabaların yanında büyütülmesini kuvvetle teşvik eder. Fakat ​dede, kendi maddi imkânlarının yetersizliği, sağlık durumu, yaşlılık veya torununun özel bakım gerektiren (engellilik, ağır ruhsal travma vb.) bir durumu nedeniyle çocuğun maslahatını (menfaatini) aile içinde sağlayamayacağını düşünüyorsa, çocuğu bir kuruluşa (yetiştirme yurdu, devletin himayesi) teslim etmesi son çare olarak caiz olur. ​İslam hukuku, velinin tasarruflarında her zaman çocuğun maslahatını gözetmesini şart koşar. Eğer kuruluş ortamı, çocuğa daha iyi eğitim, güvenlik, sağlık ve manevi terbiye imkânı sunacaksa, bu bir zaruret hali sayılabilir. Sonuç olarak, temel yükümlülük ailede bakmaktır. Ancak dede bu yükümlülüğü yerine getiremeyecek durumdaysa ve kuruluşa verme eylemi çocuğun menfaatine daha uygunsa, bu bir “zaruret” veya “maslahat” kaidesiyle meşruiyet kazanabilir.

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi
0
Cevap yaz..