İslam ceza hukukunda fakir ile zenginin ayrıma tabi tutulduğu yerler var mıdır?
İslam ceza hukukunda fakir ile zenginin ayrıma tabi tutulduğu yerler var mıdır?
İslam ceza hukukuna göre zengin fakir ayrımı olmadan mı cezalar uygulanıyor?
URL Kopyala
İslam hukukunda suçlar şahsi kabul edilir ve sınıfsal bir ayrım gözetilmez. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadiste, nüfuzlu bir ailenin hırsızlık yapan kızı için şefaat istenmesi üzerine şu cevabı vermiştir: ”Sizden öncekilerin mahvolmasının sebebi şudur: İçlerinden asil (zengin/nüfuzlu) biri hırsızlık yapınca onu bırakırlar, zayıf (fakir) biri yapınca ise cezayı uygularlardı. Allah’a yemin ederim ki, kızım Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da cezasını verirdim.” (Buhârî: Enbiyâ, 54; Megâzî, 53; Hudûd, 11, 12.)
Cezaların uygulanma biçimi, suçun kategorisine göre farklılık gösterir:
Had Cezaları (Zina, Hırsızlık, İftira vb.): Bu cezalar Allah’ın hakkı kabul edilir. Deliller sabit olduğunda zengin-fakir ayrımı yapılmaksızın aynı ceza uygulanır. Zengin birinin hırsızlık yapması ile fakir birinin yapması (zaruret hali hariç) aynı cezai müeyyideye tabidir.
Kısas (Öldürme ve Yaralama): Can dokunulmazlığında herkes eşittir. Bir zengin, bir fakiri öldürürse kısas (eşitlik) ilkesi gereği aynı hükme tabi tutulur. Sosyal sınıf canın bedelini değiştirmez.
Ta’zir Cezaları (Devletin Belirlediği Cezalar): Hakim tarafından takdir edilen cezalardır. Burada amaç “ıslah” olduğu için, hakim suçlunun durumuna göre cezanın türünü (hapis, kınama, para cezası vb.) belirleyebilir. Ancak para cezası, zekat vermeyen zengine zekatla birlikte ek olarak uygulanması örneğinde olduğu gibi, zengine imtiyaz tanımak değil, cezanın caydırıcılığını sağlamak içindir.
Bazı durumlarda ekonomik durum dolaylı olarak süreci etkileyebilir:
Kan Bedeli: Kısasın uygulanamadığı veya tarafların anlaştığı durumlarda ödenen tazminat. Zengin biri bu bedeli kolayca ödeyebilirken, fakir biri için bu imkansız olabilir. Fakat suçlunun cebinden ödemesi gereken bu tazminat, kasıtlı can veya uzuv cinayetlerinde geçerlidir. Hata yoluyla işlenen cinayetlerde “akile” (akrabaların yardımlaşması) gibi sosyal dayanışma kurumları devreye girer.
Zaruret Hali: Eğer bir kişi açlıktan ölmemek için (zorunluluktan) bir şey çalmışsa, İslam hukukuna göre ona hırsızlık cezası uygulanmaz. Bu, fakiri koruyan hukuki bir “şüphe/zaruret” kalkanıdır. Hicret’in 18. yılında Medine’de büyük bir kıtlık baş göstermişti. Hz. Ömer (r.a.), bu dönemde hırsızlık yapanlara had cezasını (el kesmeyi) askıya almıştır. (Musannef, Abdurrazzak: No: 18371)
Özetle, İslam ceza hukukunda “suçta ve cezada eşitlik” esastır. Zenginlik bir imtiyaz (dokunulmazlık) sağlamaz; aksine toplumun önünde olan ve imkanları geniş olan kişilerin suç işlemesi ahlaki açıdan daha ağır bir kusur olarak görülür.

