Menü

Deprem, yangın, su basması gibi hasarlar için sigorta yaptırmak caiz mi?

39 görüntülemeSigorta ve Tazminat
0 Yorum

Deprem, yangın, su basması gibi hasarlar için sigorta yaptırmak caiz mi?

Daire/Ev için yapılan Yangın, Deprem, Su gibi Konut Sigortası caiz midir. Olabilecek bir sorunda evsiz kalınabilir diye caiz olabilir mi bu Sigorta?

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi

URL Kopyala
0

İslam fıkhında deprem, yangın, su basması gibi risklere karşı yapılan özel (ticari) sigortaların aslen caiz görülmemesinin ve ancak devletin zorunlu tutması durumunda izin verilmesinin (caiz sayılmasının) temel nedeni, fıkhın “Garar” (aşırı belirsizlik/risk satışı) yasağı ile “Zaruret” (mecburiyet) ilkelerine dayanır. ​İslam hukukuna göre ticari sigortalar bir “hizmet veya mal alım-satımı” değil, “risk satın alma” işlemidir. Sigortaya ödenen prim tutarı bellidir; ancak hasarın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, gerçekleşirse ne zaman ve ne kadar ödeme alınacağı tamamen belirsizdir. Kişi hiç hasar yaşamayıp ödediği tüm parayı kaybedebilir ya da çok az bir prim ödeyip büyük tazminat alabilir. Fıkıh alimlerinin çoğunluğu, bu yapının ticari bir alım-satım akdine uymadığını belirterek isteğe bağlı özel sigortaları caiz görmez. Ancak ​İslam fıkhında genel haram ve yasakları, kişilerin kendi iradesi dışındaki durumlarda esneten temel bir kaide vardır: “Zaruretler, yasak olan şeyleri mübah kılar” Devlet bir işlemi (örneğin tapu devrini, elektrik/su aboneliğini veya araç trafiğe çıkışını) DASK veya Zorunlu Trafik Sigortası gibi şartlara bağladığında, vatandaşın hukuki bir hakkını kullanması veya mağdur olmaması için başka seçeneği kalmaz. Kişi bu poliçeyi kendi isteğiyle veya şansa dayalı kazanç elde etmek için değil, devletin yasal zorunluluğunu yerine getirmek amacıyla yaptırır. Bu durumda fıkhi sorumluluk ve günah bireyden kalkar. Örneğin; ​tapu devri sırasında işlemin yapılması yasal olarak DASK’a bağlı olduğu için, kişide “mecburiyet/zaruret” hali doğar. Bu aşamada sigortanın yaptırılması fıkhı ruhsata dayanarak caizdir. Fakat devlet sonraki yıllarda DASK yenilemeyi bir şart veya ceza ile sıkı bir şekilde takip etmiyor ve bireye hareket alanı bırakıyorsa, mecburiyet hali ortadan kalkar. İşlem tekrar “kişinin kendi isteğiyle belirsiz bir riske para yatırması” boyutuna döneceğinden fıkhi olarak asli hükmüne (caiz olmama durumuna) geri döner.

İsmail Hakkı Yelkenci cevap verdi
0
Toplam 1 cevaptan 1 tanesi gösteriliyor. Diğer cevapları görmek için tıklayın.
Cevap yaz..