Mevlana ismini Allah Teala’dan başkalarına kullanmak caiz mi?
Mevlana ismini Allah Teala’dan başkalarına kullanmak caiz mi?
Arapçada Mevlana kelimesinin anlamları nelerdir, insanlara, mekanlara veya işletmelere bu ismin verilmesi ve bu işletmelerde çalışmak caiz olur mu?
URL Kopyala
Mevlânâ kelimesi, Arapça kökenli olup “veli, dost, efendi, koruyucu, yardım eden” gibi anlamlara gelen mevlâ sözcüğü ile birinci çoğul şahıs iyelik eki olan nâ (bizim) zamirinin birleşmesiyle oluşmuştur. Yani kelime anlamı olarak “Bizim Efendimiz” veya “Bizim Dostumuz/Yardımcımız” demektir. Kur’an-ı Kerim’de ve Arap dilinde bu kelime yerine göre farklı özneler için kullanılır. En yüksek ve hakiki anlamıyla mevlâ, Allah’tır. Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette (örneğin Bakara Suresi’nin son ayetinde: “Ente mevlânâ fensurnâ…” / “Sen bizim Mevlamızsın/Yardımcımızsın, bize yardım et”) Allah için kullanılır. Burada “bizi koruyan, gözeten, hakiki dost ve tek yardımcımız” anlamındadır. İslam geleneğinde Peygamber’imize (s.a.v.) duyulan hürmet ve bağlılığın bir ifadesi olarak “Mevlana” denmiştir. Saygın, ilim sahibi, topluma rehberlik eden büyüklere hürmeten (Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinde olduğu gibi) bu unvan verilmiştir. Buradaki anlam “efendimiz, hocamız, önderimiz” şeklindedir. Fıkıh dilinde, bir köleyi azat eden efendiye veya azat edilmiş köleye de “mevlâ” denirdi. Bir devlet büyüğüne, alime veya bir insana hürmeten “Mevlana” (efendimiz, hocamız) denmesinde veya lakap olarak kullanılmasında dinen bir sakınca olmaz. Çünkü buradaki kastın Allah’a ortak koşmak değil, insani bir hürmet veya isim olduğu açıktır.
Türkiye’de özellikle “Mevlana Pidecisi”, “Mevlana Çay Ocağı” gibi ticari işletme isimlerine sıkça rastlanır. Bu isim genellikle Konya kültürüyle, Hz. Mevlana’nın hoşgörüsüyle veya o yöreye ait bir yemek türüyle bağ kurmak için seçilir. Ticari bir işletmeye bu ismin verilmesi aslen haram veya günah değildir. Ancak dinen “mekruh” (hoş karşılanmayan) veya edebe aykırı görülebilir. Çünkü bu tür mübarek isimlerin veya unvanların ticari meta haline getirilmesi, broşürlerin yere atılması, tabelanın altına uygunsuz durumların gelmesi gibi durumlarda isme hürmetsizlik oluşma riski vardır. Fakat adı “Mevlana” olan bir fırında, restoranda, markette veya herhangi bir şirkette çalışmanın hükmü, işletmenin adından ziyade orada yapılan işin niteliğine bağlıdır. Bir iş yerinde çalışmanın caiz olabilmesi için temel şart; yapılan işin, satılan ürünün ve kazanılan gelirin helal olmasıdır. Eğer o işletmede helal ürünler satılıyor, meşru bir ticaret yapılıyor ve İslam’ın kesin olarak yasakladığı (alkol satışı, kumar, faizli işlemler, domuz eti vb.) unsurlar barındırılmıyorsa, o iş yerinde çalışmak ve oradan maaş almak caiz olur. İş yerinin adının dini bir çağrışım yapması (Mevlana, Medine, İhlas vb.) orada yapılan helal işi gayrimeşru hale getirmez.

